|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Ankara'nın da TED'ı var

11 Ağustos 2001 / HARUN ODABAŞI
TED ruhu ya da TED virüsü denilen bir ruh hali var ki, bunu buradan mezun herkes az ya da çok almıştır. Galatasaray Lisesi'nin mezunları arasında görünen sıkı işbirliği, okulun faaliyetlerine katılma, okula yardım etme,burs verme, özel günlerde biraraya gelme hali TED mezunları arasında da oldukça üst seviyede
Bir okulun ekol haline gelebilmesi, eğitim kalitesinin seviyesi ve yetiştirdiği insanlarla doğru orantılı. Tabii ki böyle bir değerlendirmenin ortaya çıkabilmesi için de en az üç kuşağın geçmesi şart görünüyor. Yani bugün yeni türemiş bazı kolejler, özel üniversiteler gibi 'biz en iyisiyiz' gibi iddialı bir sözün içini doldurmak öyle kolay birşey değil, karine lazım. Bu açıdan Saint Josef, Galatasaray, Saint Benoit, Alman Lisesi ya da Robert Koleji gibi mazileri yüz yılı devirmiş ve mezun ettiği talebeleri Türkiye'nin en kaliteli iş adamı, siyasetçisi, gazetecisi olmuş okulların birer 'ekol' oldukları tartışma götürmez bir gerçek. Ve bu başarıları ile ne kadar övünseler hakları. Bu okullara kayıt yaptıran öğrenciler kendi seviyeleri ne olursa olsun okulun köklerinden gelen aidiyet ile okul sonrası hayatlarına bir sıfır galip başlıyor. Meşhur, merkez ve çevre ayrımı okullar için de geçerli anlayacağınız.

Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte kurulup bugünlere üstün başarıları ile gelmeyi başarmış okulları hatırlamaya çalıştığınızda maalesef çok zorlanırsınız ya da isim bulamazsınız. Bir istisna hariç: Türk Eğitim Derneği (TED) bünyesinde faaaliyet gösteren Ankara Koleji. 1928 yılında kurulan ve cumhuriyet misyonu ile Türk bürokrat, aydın ve burjuvazisini oluşturmayı hedef edinen kolej, gerek eğitiminin kalitesi ile gerekse mezunları ile bugün Türkiye'nin en başarılı okulları arasında.

TED ruhu ya da TED virüsü denilen bir ruh hali var ki, bunu, buradan mezun herkes az ya da çok almıştır. Galatasaray Lisesi'nin mezunları arasında görünen çok sıkı işbirliği gibi birbirini tutma, okulun faaliyetlerine katılma, okula yardım etme, burs verme, özel günlerde biraraya gelme hali TED mezunları arasında da oldukça üst seviyede. Diğer yabancı okullarda bu durum pek yok. Ve bu dayanışmanın ve mezara kadar giden arkadaşlıkların arkasında okulun yatılı olmasının önemli bir rolü var. Birbirleri ile 24 saat bir arada yaşayan, iyi ve kötü günleri hep beraber geçiren insanlardan da başka türlü davranış beklemek yanlış olur zaten. Aslında bu her yatılı okulun ortak özelliği. Bu arada birçok kolejlide görünen aşırı güvenden kaynaklanan rahatsız edici egolarına fazla değinmeyeceğim. Ancak öğretmenler ve yöneticiler okul öğrencilerine 'en iyisi' olduklarını söylerken mütevazılık ve kollektivizm konusuna da biraz değinseler hiç fena olmaz!...

Kemal Derviş'in yakın arkadaşı ve akrabası olmasının yanında sıkı bir tenis rakibi olan Prof. Dr. Celal Göle kolejlilik ruhunu şu cümlelerle anlatıyor: "Kolej ruhunu hiç kaybetmedik, devam ediyor. Yılda bir kere muhakkak biraraya geliyoruz. Okul yıllarındaki gibi muziplikler, şakalar devam ediyor. Anıları tazeliyoruz. Kolejliler arasında dayanışmanın her geçen gün daha büyüdüğünü görüyorum, bundan da mutluluk duyuyorum. Bunun en güzel örneklerinden bir tanesini İstanbul'daki kolejliler vermişlerdir. Bugün İstanbul'daki kolejlileri biraraya getiren motivasyon kolejlilik ruhudur. Ankara işin içinde olduğu için zaten bunu yaşıyor. Ama İstanbul gibi gerçekten çok büyük bir metropolde, on milyon nüfuslu bir yerde birdenbire zemberek gibi İstanbul Koleji'nin ortaya çıkmasının ve başarılı olmasının ardında ben kolejlilik ruhunun olduğunu düşünüyorum."

Atatürk istedi

Türk Eğitim Derneği (TED), Mustafa Kemal Atatürk'ün arzu ve yönlendirmeleri ile Atatürk devrimlerinin yurt düzeyinde yaygınlaştırılması ve ileri uygarlık düzeyine ulaşılması hedefleri doğrultusunda çalışmak üzere, 1928 yılında "Türk Maarif Cemiyeti" adı ile kurulmuştur. 1931 yılında Ankara Koleji eğitim faaliyetine başlıyor. Son dönemde TED büyük bir hamle başlattı ve Batman'a varıncaya kadar birçok il ve ilçede şube açtı. TED Ankara Koleji Vakfı'nın dışında Türk Eğitim Derneği tarafından kurulan TED Zonguldak Koleji Vakfı, TED Karabük Koleji Vakfı, TED Kayseri Koleji Vakfı, TED Karadeniz Ereğlisi Koleji Vakfı, TED Batman Petrol Koleji Vakfı, TED Aliağa Koleji Vakfı, TED Polatlı Koleji Vakfı, TED İstanbul Koleji ve TED Afyon Koleji Vakfı eğitim faaliyetlerini sürdürmekte. Yeni şube açımında temel kaide okulun ekonomik maliyetini kaldırabilecek bir elitin ve sanayinin o yörede bulunması.

Okulun ruhu, cumhuriyet ideolojisi

Okulun temel karakterini ortaya koyarken cumhuriyet ideolojisinin Ankara'da estiğini dikkate almak gerekiyor. 1951 yılında "TED Ankara Koleji" adını alan, 1963 yılında yönetimi TED Ankara Koleji Vakfı'na bırakılan okul, bugünkü adıyla "TED Ankara Koleji Vakfı Özel Okulları" günümüze kadar 20 binin üzerinde mezun vermiştir.

TED'in cumhuriyet misyonuna uygun bir şekilde katı disiplinli bir okul olarak eğitim vermesi 1960—70'li yıllar arasında son buluyor. Özellikle İngiltere, Amerika ve İsrail'den gelen öğretmenler vasıtası ile daha serbest ve Amerikanvari bir eğitim tarzına geçiyorlar. Eski öğrenciler okulun çok disiplinli olduğundan söz ederken yenilerinin öğretmenlerle kavgaya varacak kadar laubali olmalarının sebebi bu. Bir de okulun yıllık ücreti çok yüksek olduğu için okula Türkiye'nin en zengin ailelerinin çocukları gidiyor. Ve veliler öğretmenlerden öğretmenlik değil 'dadı gibi eğitim vermesini istiyor. Bu durumda öğretmenler açısından öğretme sorunu yaşanabiliyor. Ama yine de imkanlarının genişliği sayesinde bugün üniversiteye eleman kazandırmada oran itibarı ile iyi bir noktada.

TED'e Koç Grubu ilgisi

Okulun ilk başlarda var olan yerel özellikleri de büyük ölçüde değişti. Ankara, İstanbul gibi kozmopolit bir şehir olmadığı ve Ermeni, Rum ve Musivi azınlıklar yok denecek kadar az olduğu için kolej talebeleri büyük bir ekseriyetle Türk çocukları idi. Ancak örneğin İstanbul TED'de İsrail ile yapılan bir anlaşma sonucu öğrencilerin önemli bir kısmı İsrail'den gelen Musevi çocuklar...TED ile Koç Topluluğu arasında da köklü ve sağlam bir ilişki var. Koç'un kurucuları arasında birçok TED mezunu olduğu gibi bugün de Koç, TED'in faaliyetlerine özel bir önem ve destek veriyor.

Zengin çocukları çok havalı!

Paralı bir okul olduğu için genelde gelir seviyesi yüksek aileler çocuklarını gönderiyordu. Bursla okuyan öğrenci kontenjanı var. Bu öğrencilerin her türlü ihtiyacı karşılanmasına rağmen Anadolu'nun değişik bölgelerinden gelen bu çocuklarda birtakım eziklikler olması da kaçınılmaz oluyor. Ünlü TED mezunlarından Muazzez Abacı, fakir ailelerden gelmiş zeki çocukların yatılı okudukları için zengin ailelerle çok çabuk kaynaştığını ve eziklik yaşamadığını savunuyor.

Babasını Celal Bayar'ın çok iyi tanıması dolayısı ile Celal Bayar'ın himmeti ile TED'de okuduğunu söyleyen Muazzez Abacı, okulda bireysel kimliğin oluşumuna zarar vermeden ve yetenekleri baskı altına almadan eğitim verildiğini vurguluyor. Yatılı okuduğu için o dönemdeki arkadaşlarını kardeş gibi gördüğüne değinen Abacı, bugün bile bu dostlukların sürdüğünü belirtiyor: "Okul Batı eğitim tarzına katı bir bağlılığı olduğu için Türk sanat ve Türk halk müziğine karşı soğuk bakıyordu. Öğrencilere piyano ya da gitar öğretiliyordu ama ben ailemden gelen kişisel merakım dolayısı ile biraz da okuldan gizli olarak Türk sanat müziği dersleri alıyordum."

TED spora ve özellikle basketbol ve voleybola büyük önem veriyor ve bu spor kollarında büyük başarılara imza atmış durumda. "Kolej denince aklınıza neler geliyor?" şeklindeki soruya Rekabet Kurulu Başkanı Engin Akçakoca'nın "Samimiyet, arkadaşlık, basketbol ve gurur. Okulumu her zaman eğitim kalitesine özen gösteren bir kurum olarak tanıdım" diye yanıtlamasının sebebi bu.

TED, mezunlarındaki renklilikle Türkiye'nin yakın tarihine damgasını vuran bir kolej. Ancak tek çiçekle bahar olmuyor. Anadolu'nun bağrında filizlenen ve mezunlarındaki çeşitlilikle 'ekol' olmaya namzet okulların sayılarının çoğalması gerekiyor. Batı'nın gelişmiş ülkeleri sadece üniversite değil lise öğretimine büyük önem veriyor. Ve adları bize kadar ulaşmış birçok okulları var, bizimkilerin çoğunun yabancıların açtığı okullar olması bence kafamızı karıştırmalı.

Ünlü TED mezunları:

Siyasetçi

Prof.Dr. Nami Çağan (Orman Bakanı), Ali Bozer, Hüsamettin Cindoruk, Merve Kavakçı

Bürokrasi

Mehmet Eymür (MİT Kontr—Terör Daire eski Başkanı), Ekonomi bürokrasisinde BDDK Başkanı Engin Akçakoca, Eximbank Genel Müdürü Ahmet Kılıçoğlu, Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü Aydın Karaöz, Devlet Bakanı Kemal Derviş'in danışmanı Oya Ünlü Kızıl, Volkan Vural, Washington Büyükelçisi Baki İlkin, Antalya valisi Ertuğrul Dokuzoğlu

İş dünyası

Aziz Üstel, İbrahim Çağlar, Osman Hattat, Cem Duna, Murat Dedeman, KVK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Vargı, Sinan Kalpakçıoğlu, Gençler Holding Yönetim Kurulu üyesi Selim Gençler, Sony Müzik Genel Müdürü Melih Ayraçman, Reysaş Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Çevikel, Akın Öngör, Mustafa Ulusoy, Aclan Acar, Boray Uras (kızını trafik kazasında kaybeden baba)

Basın

Tevfik Güngör Uras, Reha Muhtar, Neslihan Tokcan, Emin Çölaşan, Mithat Bereket, Cenk Koray, Zeynep Göğüş, Serdar Turgut, Esen Ünür, Nur Batur, İlnur Çevik

Sanat

Güneş Tecelli, Muazzez Abacı, Tomris Giritlioğlu (Salkım Hanımın Taneleri filminin yönetmeni), Sibel Egemen, Füsun Önal, Tarkan Tüzmen, Nergis Kumbasar, Kartal Tibet, Kaan Girgin, Toprak Sergen, Hümeyra, Beyhan Murphy (dansçı)

Eğitim

Fatma (Akyazı) Çölaşan, Ankara Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Anıl Çeçen, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Florida Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erengüç, Newark Üniversitesi Matematik Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Edip Niver, Prof. Dr. Orhan Metin Yıldız ( Bilgi Üniversitesi), Prof. Dr. Celal Göle.

Ünlü TED'cilerin unutamadıkları okul anıları

Muazzez Abacı: Yatılı okurken sırf 'yurttan kaçtık' demek için çok dikkatli olan kapıcının bir anlık gafletinden yararlanarak üç kişi birlikte Ankara sokaklarına düşmüştük. Ama sinemaya ya da maça gitmek gibi bir amacımız olmadığı için ne yapacağımızı bilmiyorduk. Hava da soğuktu. Biz de bir otobüse atlayıp neneme gitmeye karar verdik. Otobüsün şoförü sürekli bize bakarak başını sallıyordu. Biz de 'her halde okuldan kaçtığımızı anladı onun için yapıyor' diyerek kızarıp bozarıyorduk. Ancak sonradan anladık ki adamın baş sallama hastalığı varmış ve her binene böyle yapıyor. Ancak o zaman rahatlamış ve çok gülmüştük.

Basketbola aşırı bir merakım vardı, sürekli arkadaşlarla basket maçı yapardık. Okulun basket takımına girmek için seçmeler vardı. Ben kabiliyetli olmama rağmen boyum çok kısa olduğu için okul takımına alınmamıştım. Bu bende büyük bir üzüntüye sebep olmuştu ve çok ağlamıştım.

Tomris Giritlioğlu (yönetmen):

"Ortaokuldan liseye geçtik. Sanırım bir conversation dersiydi. Yabancı ve çok genç bir hocamız vardı. O zamanlar duygularımızı itiraf etmediğimiz, toplumun daha baskıcı, değer yargılarının da daha tutucu olduğu bir dönem. Hoca sınıfa ilk aşkınızı yazın demişti. Ve biz şok olmuştuk. Bunu çok uzun yıllar konuştuk. Nasıl içeri girdi ve hepimize takır takır kendimize bile itiraf edemediğimiz şeyleri yazdırdı diye."

"O yıllarda yabancı hocalar ağırlıktaydı. O yabancı kültürlerle haşir neşir olmak ve o eğitmenlerin elinde 7—8 yıl geçirmek elbette benim kişiliğimi çok etkiledi. Ama zannediyorum en çok edebiyat hocam Semiramis hanımdan etkilendim. Yazı yazmam ve içsel dünyamı zenginleştirmemde çok katkısı olduğunu söyleyebilirim. Hatta yönetmenliğimde de katkıları olduğunu düşünürüm hep." Elbette kolejli olmanın da çok büyük avantajlarını yakalamış meslek hayatında."Kolejli olmanın ayrıcalığını ben koleji bitirdikten sonra yaşamaya başladım. Türkiye'de çok az dil bilen yönetmen var. Dil bilen bir yönetmen olmanın avantajlarını yaşadım, hâlâ da yaşıyorum. Sen hiç farkında olmuyorsun ama kolej çok derin bir kültür ve bilgi kaynağı sunuyor sana aynı zamanda."

Sinan Kalpakçıoğlu (Danışman—TED dergisi): Sene sonlarında yaptığımız su savaşları, imtihanlara girmeden önce söylediğimiz 'Aman Adanalı' şarkıları, komşu 3 L sınıfı ile birbirimize çektiğimiz 'Bir baba hindi ....' tezahüratları, mezuniyet günü Mehmet arkadaşımızın karnına gazlı kalemle attığımız imzalar, vs. vs... Anlatacak o kadar güzel anılar ve yaramazlıklar var ki. Kendi kendime 'keşke hiç mezun olmasaydım' diyorum. Küçük arkadaşlarıma da "Kolej"in tadını çıkarmalarını tavsiye ediyorum.

e—mail: [email protected]